Yağlı boya malzemeleri, pigmentlerin yağ bazlı bağlayıcılarla birleşmesiyle oluşan, derin renk etkisi ve uzun çalışma süresi sunan klasik bir resim disiplininin temel yapı taşlarını oluşturur. Yağlı boyalar, yavaş kuruma özellikleri sayesinde sanatçılara katmanlar arasında geçiş yapma, renkleri yüzey üzerinde uzun süre harmanlama ve detayları kontrollü biçimde geliştirme imkânı tanır. Medyumlar, boyanın akışkanlığını, parlaklığını ve kuruma süresini ayarlarken; vernikler tamamlanmış çalışmayı korur ve yüzeyin ışıkla kurduğu ilişkiyi dengeler. Tarihsel olarak Rönesans’tan itibaren Batı resim geleneğinin ana taşıyıcısı olan yağlı boya tekniği, hâlâ derinlik, zenginlik ve zamansızlık arayan sanatçılar için vazgeçilmezdir. Tuval, ahşap panel ve astarlanmış yüzeylerde kullanılan yağlı boya malzemeleri, katmanlı ve kalıcı eserler üretmek isteyen ressamlar için güçlü bir ifade alanı sunar.
Yağlı boyalar, sanatçılara derinlik, dokusal zenginlik ve geniş bir renk tonu yelpazesi sunar. Bu boyaların yavaş kuruma özelliği, sanatçılara renkleri karıştırma ve geçişleri yumuşak bir şekilde oluşturma şansı verir. Katmanlı çalışma, transparan renk geçişleri ve doku oluşturma gibi teknikler de yağlı boya ile başarılabilecek özelliklerdir. Bu teknik, yavaş kuruma süreci nedeniyle çalışmaların zaman alabileceği ve bazı durumlarda katmanların kurumasını beklemeyi gerektirebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Tarihte yağlı boya, sanat tarihinde birçok ünlü sanatçının ve ustaların eserlerinin yaratılmasında kilit bir rol oynamıştır. Bu teknik, resim sanatına zenginlik, derinlik ve özgünlük katmış, sanatçıları ifade özgürlüğü ile donatmıştır. Günümüzde bile yağlı boya tekniği, sanatçılar arasında popüler bir seçenek olmaya devam etmektedir ve sanat dünyasındaki tarihi önemini sürdürmektedir.