Hans Holbein the Younger’ın stili, Kuzey Rönesansı’nın ayrıntıcı gerçekçiliği ile güçlü portre psikolojisini bir araya getiren özgün bir görsel dile dayanır. Sanatçı, özellikle portrelerinde yüz ifadesi, bakış, duruş ve el hareketleri üzerinden kişinin karakterini, toplumsal konumunu ve iç dünyasını dikkatle yansıtır. Kumaş dokuları, kürkler, mücevherler, kitaplar, yazılı belgeler ve mimari ayrıntılar Holbein’in resimlerinde yalnızca süsleme unsuru değildir; aynı zamanda figürün kimliğini, mesleğini, inancını ve statüsünü anlatan sembolik göstergelerdir. Onun üslubunda çizgi son derece net, kompozisyon dengeli ve yüzey işçiliği oldukça titizdir. Holbein, kişileri idealize etmekten çok gözleme dayalı bir gerçekçilikle ele alır; bu nedenle portreleri hem tarihsel belge niteliği taşır hem de güçlü bir karakter analizi sunar. VIII. Henry, Erasmus, Thomas More ve The Ambassadors gibi eserlerinde görülen detay zenginliği, sanatçının teknik ustalığını açıkça ortaya koyar. Işık, renk ve malzeme kullanımındaki kontrollü yaklaşımı sayesinde Holbein, Rönesans portresini güç, kimlik ve sembolizmle örülü etkileyici bir anlatı alanına dönüştürmüştür.
Holbein portrelerini çoğunlukla meşe panel üzerine yağlı boyayla yaptı; modeli çoğu zaman önce kağıda çizdi, çizimin ana hatlarını sonra panele aktardı. Kraliyet Koleksiyonu'ndaki birçok çizimde pembe astarlı kağıt, siyah tebeşir ve az sayıda renkli tebeşir birlikte yüze hacim verir. Bu çalışma biçimini bugün denemek için pembe tonlu
Canson Mi-Teintes Dawn Pink kağıt üzerinde Caran d'Ache Pastel Pencil serisinden
Black,
Medium Russet,
Flesh ve ışıklar için
Chinese White pastel kalemler kullanılabilir.